SEVGILI ARKADASLAR SITEME HOSGELDINIZ UMARIM ZAMANINIZI IYI DEGERLENDIRIRSINIZ SEVGILER. .

22 Nisan 2010 Perşembe

MÜSLÜMANIN UYRUĞU VE İNANCI…..

islam

    *MÜSLÜMANIN UYRUĞU VE İNANCI *
    *İslam yeni değerler, yeni kabuller ve bunların alınacağı ölçüler getirdiği
    gibi insanlararası ilişkiler konusunda da yeni bir düşünce yapısı sunmuştur
    insanlığa.*
    *Her şeyden önce İslam insanı Rabb'ine yöneltmek: O'nun iktidarını, değer ve
    ölçülerinde yegane kaynak bellettirmek, varlığını ve hayatını O'ndan
    aldığını, insanlar arası bağlantılarında tek başvuru kaynağının o olduğunu;
    bütün bunların onun iradesi sonucu meydana geldiği gibi hepsinin tekrar ona
    döneceğini öğretmek için gelmiştir. Ayrıca insanları birbirine ve Allah'a
    bağlayan tek bir bağın olduğunu, bu bağ işlevini yitirince insanlarla
    insanlar arasında, insanlarla Allah arasında bir sevgi bağının kalmayacağını
    onlara anlatmak için gelmiştir İslam. Nitekim Allah şöyle diyor:*
    *"Allah ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri
    yahut akrabaları da olsa Allah'a, Rasulü'ne düşmam olanlara dostluk
    ettiklerini görmezsin..." (Mücadele, 58:22)*
    *Burada Allah adına tek bir hizip vardır; kesinlikle birkaç tane olamaz.
    Geri kalan hiziplerin tümü şeytan ve tağutların partileridir. Şu ayette
    buyurulduğu gibi:*
    *"İnananlar Allah yolunda savaşırlar; kafirler ise tağutun yolunda
    savaşırlar. O halde şeytanın dostları ile savaşın; çünkü şeytanın hilesi
    zayıftır."(Nisa, 4:76)*
    *Burada insanlar Allah'a ulaştıran tek bir yol vardır; geri kalanların
    hiçbirisi*
    *ulaştırmaz:*
    *"İşte benim dosdoğru yolum budur; o halde ona uyun. Başka yollara uymayınız
    ki, sizi O'nun yolundan ayırması..." (En'am, 6:153).*
    *Burada tek bir "dünya düzeni" vardır: İslam nizamı; geriye kalan bütün
    dünya düzenleri "Cahiliyye nizamıdırlar":*
    *"Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar iyi bilen bir toplum için Allah'tan
    daha güzel hüküm veren kim olabilir?" (Maide, 5:50)*
    *Tek bir şeriat vardır burada: Allah'ın şeriatı; geriye kalanların hepsi
    dizginlenemeyen arzular (heva)dır.*
    *"Sonra sana katımızdan bir şeri'at gösterdik; ona uy; bilmeyenlerin
    hevasına dizginlenemeyen arzularına) uyma." (Casiye, 45:18),*
    *Kesinlikle birkaç tane olmayan tek bir "Haké vardır; geriye kalanların tümü
    sapıklıktır: *
    *"Hak'tan sonra sapıklık (dalalet)tan başka ne var? Öylesi ise nasıl Hak'tan
    sapıklığa çevriliyorsunuz?" (Yunus, 10:32).*
    *Bunların yanı sıra tek bir İslam ülkesi (Dar'ul-İslam) vardır; İslam
    devletinin kurulduğu, Allah'ın şeri'atı'nın yürürlükte olduğu, şer'i
    cezaların uygulandığı, müslümanların birbirlerini veli (dost) edindiği
    Darü'l-İslam... Geriye kalan ülkelerin tümü "Darü'l-Harp'tir; müslümanın bu
    tür ülkelerle olan ilişkisi ya onlarla savaşmak ya da ahd-ü eman üzerine
    ateşkes anlaşması yapmaktır. *
    *Müslümanın vatanı, Allah'ın şeri'atının uygulandığı; vatan ile orada
    yaşayan insanlar arasında Allah!'a bağlılık temeline dayalı ilişkilerin
    olduğu yerdir. Bu vatanın tanımı dışındaki ülkelerden hiçbirisi müslümanın
    vatanı olamaz.*
    *"Dar'ül-İslam"da, müslümanı "İslam Ümmeti"nin bir üyesi yapan inanç,(akide)
    biçiminden başka bir uyruğu, bir milliyetçilik anlayışı kesinlikle yoktur.*
    *Allah'a inanma temeline dayanmayan hiçbir yakınlık türü yoktur müslümanın.
    Yabancı insanlar şöyle dursun müslümanın kendisi ve neseben ailesi ile olan
    akrabalık bağlarının da bu temele (Allah'a inanma temeline) dayalı olması
    gerekir. Birinci derecede önemli bu bağ 'yaratıcı'ya bağlılık temeline
    dayanmıyorsa, müslümanın neseben ilişkisi olan babası, anası, kardeşi, eşi
    ve akrabaları ile dinen bir yakınlığı yoktur. Kur'an şu açıklamayı yapıyor:*
    *"Ey insanlar sizi bir tek candan yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden
    birçok erkek ve kadın üreten Rabb'inizden korkun; adına birbirinizden
    dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının..."
    (Nisa, 4:1) *
    *Kaldı ki bu ayetler ebeveyn ile çocukları arasında inanç muhalefeti olsa
    bile, ana baba müslümanların düşmanlarının cephesinde yer almadıkları
    sürece, medeni ölçüler dahilinde ilişkilerini sürdürmelerine engel değildir.
    *
    *Aralarında akide bağı olduğu zaman -başka bağlara gerek yok- bütün
    mü'minler kardeştir. Çünkü "Ancak mü'minler kardeştir" ilkesi bu prensibi
    kesin bir yapıya kavuşturmuştur. Öte yandan şu ayette de aynı konu
    vurgulanmaktadır:*
    *"Onlar ki inandılar, hicret ettiler mallarıyla canlarıyla Allah yolunda
    cihad ettiler. Onlar ki inandılar ülkelerine hicret edenleri barındırıp
    onlara yardım ettiler. İşte onlar birbirlerinin velisidirler." (Enfal, 8:72)
    *
    *bu öylesine bir velayettir ki, birbirini izleyen kuşaktan kuşağa geçer, bu
    ümmetin başlangıcı ile sonunu birbirine bağlar; sonunu, başlangıcına bağlar,
    sevgi ile, dostlukla içtenlikle... İşte şu ayetler bu konuya ışık tutuyor:*
    *"Ve onlardan önce o yurda (Medine'ye) yerleşen, imana sarılanlar (ensar),
    kendilerine hicret edip gelenleri severler ve onlara verilen ganimetlerden
    ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç eğilimi duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları
    olsa dahi hicret eden kardeşlerini öz canlarına tercih ederler. Kim nefsin
    cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir."*
    *"Onlardan sonra gelenler de derler ki:" Rabb'imiz, bizi ve bizden önce
    inanmış olan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin
    bırakma! Rabb'imiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin. (Haşr, 59, 9-10)*
    *İlk dönem iman kervanı inanan ümmete sunulan ilahi yaşama biçimini
    benimseyince, birinci derecede önemli olan akide bağının kopması sonucu
    akide farklılığı ortaya çıkmıştı. Bu nedenle aynı çatının altındaki aileler
    ayrılmış, aynı aşiretin üyeleri bölünmüştü. Bu seçkin mü'minlerin
    nitelikleri hakkında yüce Allah şöyle buyurmaktadır:*
    *"Allah'a ve Ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları
    kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve elçisine düşman olanlarla
    dostluk ettiğini görmezsin. Allah onların kalplerine iman yazmış ve onları
    kendilerinden bir ruh ile (Kur'an'la) desteklemiştir. Onları, içinde
    ırmaklar akan cennetlere sokacaktır ve orada ebedi kalacaklardır. Allah
    onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın
    hizbindendir; kuşkusuz başarıya ulaşacak olanlar yalnızca Allah'ın
    hizbidir." (Mücadele, 58:22) *
    *İslam, ne sadece sözle ifade edilen bir kelime (kavram) ne de İslami bir
    etiket ve unvan takınan insanların doğup yaşadığı bölgedir. Kişinin müslüman
    olan bir ana-babasının ocağında doğup onlardan tevarüs yoluyla edindiği bir
    miras da değildir İslam. Allah şöyle buyuruyor:*
    *"Hayır,Rabb'in hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni
    hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme, içlerinden bir burukluk duymadan,
    tamamen teslim olmadıkça inanmış olmazlar." (Nisa, 4:65)*
    *Vatan nedir: İslam'a göre vatan akidenin hakim olduğu, Allah'ın koyduğu
    şeri'at ve hayat biçiminin uygulandığı herhangi bir bölgedir. Zira insana
    yaraşan vatan kavrama da ancak budur.*
    *Cinsiyet (uyruk) nedir: cinsiyet inanç (akide) ve yaşama biçimidir. İşte
    insanoğluna yakışan insanları birbirine bağlayan bağlar sadece bunlardır.*
    *Gerçek anlamada Allah'ın seçip çıkardığı ümmetinin nitelikleri,
    aralarındaki ülke, dil, renk, etnik köken ve ulus farklılıkları olmasına
    rağmen hepsi bir araya gelerek topyekün Allah'ın sancağı altında toplanan
    "İslam Ümmeti"dir. Kur'an onlar hakkında şöyle diyor:*
    *"Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz: ma'rufu emreder,
    münkerden nehyedersiniz ve Allah'a inanırsınız..." (Al-i İmran, 3:110)*
    *O eşine benzerine tarihte rastlanmayan ilk topluluk arasında bakın kimler
    vardı ve hangi etnik kökeni taşıyorlardı: Ebubekir Arap asıllı, Bilal,
    Habeşli; Suheyb, yunan asıllı; Selman Fars (İran) asıllı... bunların hepsi
    farklı iklimlerin, farklı ulusların insanları olmalarına rağmen hepsi
    birbiri ile en samimi kardeş olmuşlardır. Bu olağanüstü uygulama, onlardan
    sonra da nesiller boyu devam etti. Bu ümmette uyruk ,inanç; ülke,
    "Darü'l-İslam"dır. Hakimiyet yalnızca Allah'a özgü bir olgudur; anayasa ise
    Kur'an'dır.*
    __________________
    ,,alinti.
    100323115637178048
    _________________________________________________________________

1 yorum:

ayfersultan dedi ki...

sa.RABBİM,razı olsun paylaşımın için sevgiler..A.E.O

Tarihi hadiseler.

Hadisi-serif

Facebook'a Bağlan