SEVGILI ARKADASLAR SITEME HOSGELDINIZ UMARIM ZAMANINIZI IYI DEGERLENDIRIRSINIZ SEVGILER. .

1 Şubat 2010 Pazartesi

** Ölümcül Hasta mısınız?...

 122682xz5
Ölümcül Hasta mısınız?...
(Doğan CÜCELOĞLU'nun, eğitimindeki katılımcılarla bir konuşmasından alıntıdır. )
 
Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? 
Bir Katılımcı: Hocam Allah´a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok.
Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti
bir şey söyler misiniz? 
Cevap: (neredeyse otomatik olarak çıkar: ÖLÜM 
Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir.
Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey 
ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu
benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? 
Katılımcılar: (Burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlarlar) 
Cüceloğlu: Öleceğim belli ise , benim ölümcül bir hastalığım olduğuda açıktır... 
Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz? 
Katılımcılar: Hayır
Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı? 
Bir Katılımcı: Evet var.
Cüceloğlu: Ya Yarın ?
Bir Katılımcı: Evet.
Cüceloğlu: Ya 30 yıl sonra?
Bir Katılımcı: Olabilir.
Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ 
salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?
(Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü; genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.) 
Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim
bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? , Var mıdır böyle bir garanti? 
Bir Katılımcı: Yoktur Hocam.
Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce 
öldüğünün bize söylenmeyeceğini?
(Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar) ve Bir Katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek? 
Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba
bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu
bilseydiniz,o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
Bir Katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam. 
Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın,gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden
çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı 
iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular,tartışma yada gerginlik yaratırmıydı 
Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun 
boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona,
yüreğinizin derininden gelen bir ´Seni gerçekten çok seviyorum´ demeye ne gerek var diye düşünürmüydünüz 
Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? 
(Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız 
olduğunu şimdi fark etmişlerdir)
Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, 
kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde ´Şimdi kalbini kırdım, ama
zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim´ diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. 
Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

--
1013434eac4928b05

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar

 a_547
Bir kadini tanimak...
Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar
Bütün gel-gitleri
kaprisleri
küçük simarikliklari
korkulari
saskinliklari
hercailikleri
hayal kirikliklari
asklari
terkedilisleri
basarilari
basarisizliklari
kurnazliklari
safliklari
çocuk agizlari
sirinlikleri
küçük yalanlari
büyük itiraflari
kocaman yürekleri ile
kendi olmaya çalisan kadinlari tanimak...
Bir kadini sevmekle baslar her sey ama
Bir kadini tanimakla varilir hayatin sirrina.
Bir kadini tanimaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuga çikmaktir.
Dört mevsimi bir yürekte bulusturur...
Bu yüzden de sürekli sasirtirlar.
Sürprizlerin ardi arkasi kesilmez.
Zordur anlamak onlari...
Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de!
Kendi zekasini hatirlatanlari sever
sevgisini göstermekten ürkmeyenleri
Sürprizlere hazirlikli olanlari bir de...
Muson yagmurlari gibi yagarken
Sahra'da çöl firtinasi koparip ardindan günes olup isitabilirler...

Dedim ya bir dünyadir kadinlar yürekleriyle konusan gözleriyle gülen...
Bir kadini sevmekle baslar her sey ama
birkadini tanimakla anlasilir
hayatin sirrina ancak askla varilacagina...

Sevgi arsizidir kadin.
Verdiginden daha fazlasini isteme bencilligini gösterecek kadar sevgi arsizi...
Bu yanini doyurunca simaracagindan korkanlar
birlikte çogalacaklarini bilmeyenlerdir.
Bir kadini sevmekle baslar her sey ama
bir kadini tanimakla kanat çirpilir özgürlügünbütün maviliklerine.
Kendine inananlara
aska inananlara kosar...
Hem yaman bir ask avcisi
hem de engebeli yollarda kosmaktan bitap ask yorgunudur kadin.
Bir kadini sevmekle baslar her sey ama bir kadini tanimakla çikilir keyifli serüvenlere...

Hayatla dalga geçmesini bilir kadin tipki kendiyle dalga geçmesini bildigi gibi.
Agiz dolusu gülüslere teslim olur.
Bir kadini sevmekle baslar her sey ama bir kadini tanimakla tanik olunur tutkularin gücüne...
Göze alandir kadin...
Çekip gitmeyi
sahip olduklarindan vazgeçmeyi
karsilik beklememeyi...
Mücadele eder
kizar
bagirir ama hep sever.
Dedim ya bir dunyadir kadinlar
yürekleriyle konusan
gözleriyle gülen...

Yüregini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadinlar gibi...
Simdi bir düsünün kaç kadini degil bir kadini taniyabildiniz mi bugüne değin???


2154.Slaytyerim.com (17)

*** DENİZİN İÇİNDEKİ NEHİR

 21mrzx4
                         Inanilmaz ama gercek ve muhtesem...!

30 Ocak 2010 Cumartesi

Kalp ve Dil

Herz00001 
Bir gün Davud Peygamber, Lokman’dan bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça et getirmesini istemiş; Lokman da, ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş.
Birkaç gün geçince Davud aleyhisselam, bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini istemiş; o, yine dilini ve yüreğini getirmiş.
Hz. Davud’un sebebini sorması  üzerine Lokman şöyle demiş: “Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz.”
Dil bazen tehlikeli bir silah bazen de maymuncuk gibi her kapıyı açan bir anahtar olur insan için...
Dilimizden dökülen kötü söz karşımızdakini nasıl tuz buz eder,kapanmayacak yaralar açarsa tatlı dilde gönülleri feth edebilir..
Onun için dilimizden dökülen kelimelere dikkat edelim..Ne kıralım ne de kırılalım...
Kalbimiz ise sevginin saklandığı bir hazine sandığı gibidir..Herkes o''na kolay ulaşamasın diye en derine konulmuştur..Kalbimizin için de duygularımız,sıkıntılarımız,mutluluklarımız .. saklanır..Görünür biryerde olsa hissettiklerimizi,kalbimizdekileri herkes görebilirdi..Saklamak istediklerimi saklayamazdık..Hemen yansırdı dışarıya..
Güzel kalpli,tatlı dilli insanlara..
Hooper.

dividers_58

Hayat kurtaran teknikler...!

  doga-resmi4-1 
Otomobil kullanırken meydana gelebilecek ciddi olaylara karşı uyulması gereken basit teknikler hayat kurtarıyor.
Otomobil kullanmanın inceliklerini anlatan uzmanlar, yüksek hızla seyreden araçlarda ön camın kırılması, lastiğin patlaması ve araçta yangın çıkması gibi ciddi tehlike yaratan durumlarda sürücünün soğukkanlı davranmasını öneriyor.
Cam kırılması
Uzmanlar, özellikle süratli hareket eden araçlarda ön camın kırılması halinde, sürücülerin nasıl hareket etmesi gerektiğiyle ilgili olarak şunları öneriyor:
"Aynalardan yararlanarak aracınızı yolun sağ tarafına park edin. Flaşörleri açın ve dikkatlice dışarı çıkın. Aracın cama yakın olan kalorifer ve havalandırma deliklerine gazete kağıdı veya bez parçası koyarak, cam parçacıklarının bu kısımlara düşmelerini önleyin. Sonra krikonun arka kısmı ile camı içeriden dışarı doğru kırın. Cam lastiğini dikkatlice çıkarıp temizledikten sonra, yeniden kullanılabileceği için bagaja koyun. Gazete kağıdına birikmiş cam parçalarını bir naylon torba içine koyun ve en yakın çöp bidonuna atın. Öylece en yakın cam tamircisine kadar gidin."
Lastik patladığında
Patlayan, arka lastiklerden biriyse, arabanın arkasının sağa veya sola doğru kaymaya başlayacağını belirten uzmanlar, ön lastiklerden biri patlamışsa, mümkün olduğu kadar fren yapmamaya çalışılması gerektiğini bildiriyor. Ön lastiklerden biri patladığı zaman, aracın, lastiğin patladığı yöne doğru kuvvetlice çekildiğini vurgulayan uzmanlar, bu durumda direksiyonla, aracın düz bir doğrultuda tutulmaya çalışılması ve yavaş frenleme ile durmasının sağlanması gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlar ayrıca, taşmış dereler, nehirler veya büyük su birikintilerinin içinden geçerken, aracın hızının kesilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Mütevazı bir aile otomobilinin, 25-30 santimlik su birikintisinden geçebilecek yetenekte olduğunu söyleyen uzmanlar, bu noktanın üstüne su geldiği takdirde, su damlacıklarını kuvvetli bir sprey gibi motorun üstüne püskürdüğünü, bu su bombardımanının da, bujilerin ve distribütörün ıslanmasına sebep olarak aracın stop etmesine yol açtığını belirtiyor.
Araçlarda yangın
Araçlardaki yangının önüne geçilmezse, büyük bir facianın meydana gelebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, buharlaşmış benzinin tutuşarak deponun alev almasına sebep olduğunu bildiriyor. Bir süre sonra da aracın infilak edebileceğini kaydeden uzmanlar, "Araçta duman tespit edildiği an araç durdurulmalı. Sonra anahtar üzerinde kontak kapatılmalı. Direksiyonun kilitlenmemesine dikkat edilmeli. Aksi halde, gerektiği takdirde aracın itilmesi mümkün olmaz. Bütün yolcular dikkatlice dışarı alınmalı. Motor kaputu kısmi olarak açılmalı. Böylece alevlerin büyümesi önlenmiş olur. İmkan varsa akü kutup başı sökülmeli. Yangın söndürücü varsa kullanılmalı, yoksa, battaniye veya oto kılıfından yararlanılmalı. Bu örtüler, alevlerin oksijen alıp büyümesini önleyecektir" tavsiyesinde bulunuyor.
Kayma esnasında
Uzmanlar, aracıyla yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlayan sürücülere de şu önerilerde bulunuyor:
"Ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın. Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın. Unutmayın, dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız, hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama, sakın ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin (ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir). Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın."


Trafikte hayatta kalmak için
* Otonuzu kullanırken yaptığınız iş, hayatınızın en önemli işidir.
* Otonuzun mekanik viteslerini kullanmadan önce beyninizi vitese takın.
* Bir probleme girmemek, problemi çözmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.
* Trafik canavarlarla dolu bir arena değil, yaşamın büyük bir bölümünün zorunlu olarak geçirildiği çok riskli bir ortaklıktır. Trafiği paylaşan ortakların risklerini, ülke gerçeklerini en iyi değerlendiren sürücünün yaşam şansı çok daha yüksektir.
* Bir motorlu araçta en önemli faktör sürücüdür; otolar kendi kendilerine hiç bir şey yapmazlar, onlara yanlışı ve doğruyu yaptıran sürücülerdir.
* Bir otoda sürücüden sonra en önemli faktör lastiklerdir. Lastikler yol ile olan yaşam bağınızdır. En güçlü motor ve en iyi fren sistemi ile donatılmış yüksek teknoloji ürünü bir otoda bile ancak iyi lastikler ile güvenli sürüş yapılabilir. Orta büyüklükte bir otonun bir lastiğinin yere bastığı alan, bir avuç içi büyüklüğündedir.
* Lastiklerle ilgili yapılan yanlışlar yaşamlarla ödenir. Yere sağlam ve doğru basın. Otolar lastiklerin üzerinde değil, lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. İnik lastik, ayağa bol gelen ayakkabıya benzer, değil koşmak yürümek bile olanaksızdır. Sıcak havada, yağmurda ve karda lastik havaları indirilmez. Karlı yol yüzeylerinde geniş lastik değil, dar lastik daha iyi tutunma sağlar.
* Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Kısa farlarınızı gündüzleri de yakın. Unutmayın en ölümcül kazalar gündüzleri güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.
* Trafik 360 derecedir. Her görmediğiniz santimetre karenin arkasında bir tehlike gizlenir. Onun için aynalarınızı her 10 saniyede bir kontrol edin. Şerit değiştirirken başınızı sağ veya sol arkaya çevirip ölü noktayı kontrol edin.
* Direksiyon tek elle kullanılmaz.Tek elle ayakkabınızın bağcığını bağlayamayacağınız gibi. Direksiyonu her zaman iki elle ve 09:15 pozisyonunda tutun.
* Yalnızca etkin fren hayat kurtarır. En iyi fren dönerek yavaşlayan tekerleklerle yapılır. Dönmeyen, kızaklayan ön tekerleklere yön verilemez, dönen ön tekerleklere yön verilir.
* Otolar kendi kendilerine kaymazlar. Onları kaydıran sürücülerdir.
* Gidilen yol kesimine göre yapılan aşırı hız, amaca uygun olmayan eski veya inik havalı lastikler, gereğinden fazla gaz, gereğinden fazla fren, gereğinden fazla direksiyon hareketi ve ani kompresyon (vites küçültmelerde debriyaj pedalını ani bırakma) sürücü kaynaklı kayma hareketini başlatan faktörlerdir.
* Emniyet kemerini her zaman, her yerde ve tüm yolcularınıza taktırın.

29 Ocak 2010 Cuma

Tarihi hadiseler.

Hadisi-serif

Facebook'a Bağlan